"e-kalbim" bültenini görüntüleyemiyorsanız tıklayınız

e-kalbim
Prof. Dr. Ali Serdar Fak
Bu bülten, kalp sağlığı ve kalp hastalıkları konusunda bilimsel, nesnel ve güncel bilgilerin paylaşımı için hazırlanmıştır. Sponsorluk veya reklam ilişkisi yoktur. Ayda bir kez yayınlanır ve e-posta ile paylaşılır.
Himalaya mı, deniz tuzu mu, ya da hangi tuz?
Son bir kaç yıldır çarşıda ve soframızdaki tuz seçenekleri arttı. Hatta dünyanın farklı köşelerinden gelen ve farklı yöntemlerle elde edilmiş çeşitli tuzlara internet üzerinden ulaşıp kolaylıkla satın almak mümkün.
Seltik tuz, koşer tuz, Himalaya tuzu ve okyanus tuzu gibi farklı tuz çeşitleri mevcut.
Bunların arasında Himalaya tuzu ve okyanus (deniz) tuzu en çok dikkat çekenler.
Hatta alışageldiğimiz klasik tuza üstün oldukları iddiaları hastalarda bu tuzlara yönelik olumlu bir algı yaratmış durumda.
Çoğu hasta ve hasta yakını bu farklı tuzların klasik tuzlara göre “kalp sağlığı” açısından da iyi bir seçenek olabileceğini düşünmekte veya “inanmakta”.
Bu farklı tuzların özelliğini “kalp sağlığı” açısından değerlendirmeden önce, tuzun insan bedeniyle olan ilişkisine göz atmakta yarar var.
Tuz gerekli mi?
Evet, tuz gereklidir.
Hücrelerimizin canlı kalabilmesi için, kalbimizin kasılabilmesi için kısacası yaşam için tuz gerekli. İnsan vücudunda, vücuttaki sıvılarda büyük oranda tuz var. Bu tuz sodyum klorür (NaCl) olarak bulunmakta ve kalp ve böbreğin ortak işlevi sayesinde vücuttaki tuz ve su dengesi çok hassas bir dengede tutulmaktadır.
Ne kadar tuza ihtiyacımız var ?
Sağlıklı bir erişkinin günde 3-5 gram dolayında tuza ihtiyacı vardır ve bu miktardaki tuz doğal besinlerle zaten karşılanabilir.
Tuz ilavesi ilkçağlardan itibaren besinlerin korunması için başvurulan bir yöntem olarak insanlar tarafından kullanılmış ve damak tadı olarak benimsenmiştir. Normal şekilde beslenen ve başka sebeple tuz kaybı olmayan bir kişinin günlük besinlerine (yemeğine) tuz ilave etmesine gereksinimi yoktur.
Tuzun zararı var mı?
Her şeyin olduğu gibi tuzun da fazlası zarardır. Fazla tuz, başta yüksek tansiyon (hipertansiyon) olmak üzere, kalp hastalığı, böbrek hastalığı ve felç riskini artıran en önemli nedenler arasındadır.
Toplum olarak tuzla aramız nasıl ?
Ülkemiz mutfağında tuz fazla kullanılmaktadır. Günlük ortalama tuz tüketimimiz 17 gr dolayındadır. Japonya’ dan sonra en çok tuz tüketen ülkeler arasındayız.
Yakın zamanda ülke genelinde yapılan bir çalışmada tuza dikkat ettiğini söyleyen hipertansiyon hastalarının bile günde ortalama
16 gr tuz tükettikleri bulunmuştur.
Özetle toplum olarak tehlikeli derecede fazla tuz tüketmekteyiz.
3 gram: Hipertansiyon hastalarına önerilen günlük azami tuz miktarı

6 gram: Sağlıklı kişilere önerilen günlük azami tuz miktarı

17 gram: Ülkemizde bir kişinin ortalama günlük tuz tüketimi !
Kimler tuz tüketimini azaltmalı?
Sadece hastaların değil, herkesin tuz tüketimini azaltmasında yarar var.
Vücudumuza gereken tuzu zaten doğal besinlerle karşılayabilecek durumdayız.
         Hipertansiyon hastalarının tuz tüketimini özellikle              azaltmaları gerekir. Bu kişiler için önerilen günlük toplam              tuz miktarı en fazla 3 gramdır.
         Kronik böbrek hastalığı olanların bir kısmında idrarla tuz              kaybı olabilir; doktora danışmalarında yarar var. Ancak              idrar miktarı azalmış, üresi yükselmiş veya diyaliz              gereksinimi olan böbrek hastalarının tuzsuz beslenmeleri              gerekir.
         Kalp yetersizliği olan hastaların tuzsuz beslenmeleri              gerekir.
Masa tuzu (rafine tuz) :
Dünyanın çeşitli bölgelerindeki tuz göletlerinden, tuzlalardan elde edilen klasik ve yaygın kullanılan tuzdur. Rafine edilmiştir; yani saflaştırılmıştır; % 97 den fazlası NaCl’ dür.
Ülkemiz başta olmak üzere bir çok ülkede toplumdaki iyot eksikliğine karşı iyot eklenerek zenginleştirilmiştir.
Başka element veya mineral içeriği ihmal edilecek kadar azdır.
Himalaya tuzu:
Himalaya tuzu, Pakistan’ da Khewra Tuz Madeni’ nden üretilen tuzdur. Alıştığımız beyaz görünümde değil; pembemsi görünümdedir. Klasik tuza göre daha pahalıdır.
Tuzun elde edilmesinde arıtma tekniği kullanılmadığından içinde NaCl’e ek olarak başta demir oksit olmak üzere bazı eser elementler de içerir. Daha keskin bir tadı olduğu söylenir.
Deniz (okyanus) tuzu :
Okyanus tuzu deniz suyunun buharlaştırılmasıyla elde edilir ve denizin özelliğine göre NaCl’ e ek olarak demir, magnezyum gibi bazı eser elementleri de içerir. İçindeki farklı elementler nedeniyle yemeklere ilave edildiğinde tuzdan farklı tatlar oluşturduğu söylenir.
Ancak deniz kirliliği riskine göre bazı ağır metalleri içerme olasılığı da vardır.
Hangi tuz kalp için daha sağlıklıdır?
Sağlıklı tuz var mıdır ?
Bu soruya olumlu bir yanıt verebilmek zor.
Yukarıda sayılan tuzlar arasındaki farklar elde ediliş şekilleri, içerdikleri diğer mineraller ve eser maddeler ve buna bağlı olarak farklı görünüm ve olası tat ve aromatik özellikleridir.
Kalp sağlığı ve hipertansiyon açısından, belirleyici olan “sodyum klorür” tüm tuz çeşitlerinde benzerdir ve benzer miktarlarda alındığı sürece dolaşım sistemi üzerindeki olumsuz etkileri de benzerdir.
İçerdikleri farklı elementler eser miktardadır ve “normal” miktarlarda tuz tüketimi ile alınabilecek bu elementlerin vücuda ek bir vitamin veya katkı olarak yararı oldukça tartışmalıdır.
Örneğin % 0,3 magnezyum içeren bir tuzdan günlük magnezyum ihtiyacınızı karşılamanız için 100 gr tuz tüketmeniz gerekir ki bu hemen hemen olanak dışıdır.

         Gerçek şu ki, tuz tuzdur ve sağlık açısından
             belirleyici olan vücudunuza ne kadar tuz girdiğidir.
         Tükettiğiniz tuz miktarı ise ne kadar düşükse
             o kadarı iyidir.
         Bunun dışında tuz çeşidinin seçimi sizin damak
             tadınıza kalmıştır.
Prof. Dr. Ali Serdar Fak
Gelecek Sayı : İnsülin Direnci ve Kalp Sağlığı
“e-kalbim” eski sayılarına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz: http://www.kalpveyasam.com/e-kalbim_ar____v__-189.html

"e-kalbim" bülteninin almaya devam etmek istemiyorsanız lütfen aliserdarfak@vivasaglik.com adresine boş bir e-posta gönderiniz.

Bir yakınınızı "e-kalbim" e üye yapmak ve kalp sağlığını korumasına destek olmak istiyorsanız ilgili kişinin e-posta adresini lütfen aliserdarfak@vivasaglik.com adresine gönderiniz.

Danışma ve Bilgi Hattı: 0216 688 09 68 – 0530 264 80 44