Çarpıntı; Aritmiler ve Ani Ölüm

Prof. Dr. Ali Serdar Fak, www.vivasaglik.com

Normalde kalbimizin çalıştığını, "kalbimizin attığını" hissetmeyiz. Bazı durumlarda; "heyecan, stres, yorgunluk" hallerinde veya fazla kafein aldığımızda kalp atışlarını daha fazla hissederiz. Çarpıntı ise bazen aritmilerin belirtisidir. Çoğu zaman önemli bir aritmi olmadan da sağlıklı kişiler tarafından çarpıntı hissedilebilir.

Aritmi, kalpte görülen ritim bozukluklarının genel adıdır. Çok farklı aritmi çeşitleri vardır; bunların bir çoğu önemsizdir, ancak bazı aritmiler yaşamsal önem taşıyabilir, ani ölüme sebep olabilir.

Ancak diğer taraftan önemli veya önemsiz aritmilerin ilk belirtisi de çarpıntı olabilir. 

Aritmiler, sürekli veya gelip geçici olabilir. Aritmiler birkaç saniye kadar kısa sürebileceği gibi, saatler günler sürebilir. Bazı aritmiler kroniktir; yaşam boyu devam edebilir.

Elektrik uyarısının ortaya çıkış şekline, kalp dokusunayayılma özelliklerine ve kalp hızına göre çok çeşitli aritmi tipleri vardır. Bunların ayrımı esas olarak elektrokardiyografi (EKG) ile yapılabilir. EKG kaydı elektrokardiyografi cihazı ile yapılır ve kalbin elektrik aktivitesini gösteren bir tetkiktir.

ekg 12 kanal fak ali serdar kalp kriz holter aritmi

Kalbimizin normal ritmi nasıl oluşur ?

Kalbimiz yaşam için gerekli besin maddelerini ve oksijeni organlarımıza ulaştırabilmek için kasılıp gevşeyerek vücudumuza kan pompalar. Vücudumuzdaki tüm kasların kasılabilmesi ve gevşeyebilmesi için kas dokusunun her defasında elektrikle uyarılması gerekir. Kalbin bir pompa olarak ritmik bir halde kasılıp gevşemesi için de özel bir elektrik aktivitesi vardır. Bu elektrik uyarısı sağ kulakçıkta “sinüs düğümü” adını verdiğimiz özel bir hücre grubu tarafından oluşturulur ve yine özel ileti hücreleriyle tüm kalp kasına yayılır. Kalbin kasılma hızı ve düzeni normalde sinüs düğümünün kontrolü altındadır. Sağlıklı kişilerde dinlenme sırasındaki ortalama kalp hızı 50 – 100 / dk arasındadır.

Aritmiler, kalbin herhangi bir yerinde sıra dışı bir elektrik uyarısının ortaya çıkması veya normal elektrik uyarısının kalbe uygun şekilde iletilememesi sonucu gelişir. Bu durumda kalbimiz bazen gereğinden hızlı, bazen de gereğinden yavaş çalışabilir.

 

Sık görülen aritmi çeşitleri:

Ekstrasistol: Kalbimizin aniden ve çok kısa bir süre için bir veya birkaç atım fazladan kasılması olarak tanımlanabilir. Hastalarımız bu hali çoğunlukla “kalpte tekleme”, “kuş kanadı gibi çırpınma hissi”, “bir veya birkaç kuvvetli kalp atımı” veya “kalpte bir duraklama ve ardından gelen kuvvetli bir atım” olarak ifade ederler. Ekstrasistol sağlıklı kişilerde de sık görülebilen bir durumdur. Heyecan, stres, fazla kafeinli gıda tüketimi, sigara vb. maddeler ekstrasistol sıklığını artırır.

"Çarpıntı" yakınması ile başvuran hastalrın büyük çoğunluğunda genelde bu tür sorunlar vardır. Sağlıklı kişilerde ekstrasistol varlığı sık saptanabilir; ekstrasistoller çarpıntı yakınmasına neden olabilir; ancak genelde önemli bir kalp hastalığının belirtisi değildir.

 

ekg fak aritmi ekstrasistol aritmi holter

 

Bradikardi: Kalp hızının belirli bir sayının altında (60 / dk dan daha az) olması halidir. Bir çok sağlıklı kişide 60 / dk dolayında, bazen daha da yavaş kalp hızları olabilir ve hastalık işareti değildir. Dinlenme veya uyku sırasında kalbimiz normal olarak yavaşlar. Uyku sırasında kalp hızımız zaman zaman 40 / dk hızına dek yavaşlayabilir. Düzenli spor yapanlarda da ortalama kalp hızı genelde yavaştır. Ancak sinüs düğümünün veya ileti sisteminin bazı hastalık hallerinde kalp hızı çok yavaşlayabilir. Bu durumda halsizlik, baş dönmesi ortaya çıkabilir; hatta zaman zaman fenalık hissi ve bayılma olabilir.

Taşikardi: Kalp hızının normalden / beklenenden fazla (100 / dk’ nın üzerinde) olmasıdır. Ancak fiziksel veya duygusal stres hallerinde (hareket, egzersiz, heyecan vb.) kalp hızındaki artış normaldir. Fazla miktarda kafeinli içecek tüketilmesi de kalp atışlarında hızlanmaya neden olabilir. Bazı taşikardilerde elektrik uyarısı sinüs düğümünün dışında, kalbin başka alanlarında gelişir. Bu tür ritimler vücudumuzun gereksinimleriyle genelde ilişkisizdir ve kalp çoğunlukla yüksek bir hızla çalışmaya başlar. Bu taşikardilerin bir kısmı kulakçıklara, bir kısmı ise karıncıklara ait dokulardan kaynaklanır. Kulakçıklardan kaynaklanan en önemli aritmi “atriyal fibrilasyon” dur. Karıncıklardan kaynaklanan taşikardiler (ventriküler taşikardi) çoğunlukla kalp hastalıklarıyla birlikte görülür ve ventriküler taşikardi tedavi edilmezse sıklıkla ani ölüme neden olabilir.

Blok: Elektrik uyarısının kalp içinde yayılırken engellerle karşılaşması ve kalp kasının gereken şekilde veya sayıda uyarılamaması haline genel olarak “blok” adı veririz. Çok çeşitli blok türleri vardır; bunların büyük çoğunluğu sadece EKG tetkikinde ortaya çıkar ve genelde müdahale gerektirmez. Kulakçıklarla karıncıklar arasındaki elektriksel ilişkinin azaldığı veya kesildiği blok türü önemlidir. Bu blok durumunda sinüs düğümünde oluşan uyarılar karıncıklara yeterli sayıda ulaşamadığından kalp hızı çok yavaşlar. Bu bloğa tıp dilinde“atriyoventriküler blok”  adı verilir. Bu tip bloklar gelip geçici olabilir, ve aralıklı olarak baş dönmesi, fenalık hissi ve bayılmaya neden olabilir. Belirsiz aralıklarla zaman zaman ve çok kısa sürelerde ortaya çıkan bu durumun tanısı Holter EKG ve “event - recorder” tetkikiyle konabilir. Sorunun tedavisi çoğunlukla kalp pili takılmasını gerektirebilir.

EKG asistoli fak senkop kalp pili aritmi

Atriyal fibrilasyon: Kulakçıklardan kaynaklanan önemli bir aritmi türüdür. Kulakçıklara ait dokularda dakikada 400-600 kez gelişigüzel uyarılar oluşur. Sinüs düğümü devre dışıdır. Bu kadar çok ve kaotik uyarı dahilinde kulakçıklar etkili şekilde kasılamazlar. Diğer yandan atriyoventriküler düğüm bu kaotik uyarıları düzensiz olarak ve ancak kısmen karıncıklara iletilebilir. Kalp ve nabız atımları tamamen düzensizdir, hızlı veya yavaş olabilir.

Bu ritim bozukluğu bazen ara ara ortaya çıkıp düzelen ataklar halindedir; bazen de kalıcı olarak yaşam boyu devam edebilir.

Atriyal fibrilasyon genellikle yüksek tansiyon, kalp veya kronik akciğer hastalığı kişilerde görülür. İlerleyen yaşla birlikte atriyal fibrilasyon sıklığı ve riski artar.

Atriyal fibrilasyon felç riskini artıran önemli bir aritmi çeşididir. Çok sık gelen arka arkaya tekrarlayan ve dakikalar süre çarpıntılar, düzensiz kalp atımları atriyal fibrilasyon belirtisi olabilir. Doktora başvurup muayene olun. Holter EKG kaydı yararlı olabilir.

 

Atriyal fibrilasyonun önemi bu aritminin damar tıkanıklığına bağlı felç riskini artırmasıdır. Kulakçıklar içinde kan pıhtıcıkları oluşur ve bu pıhtıcıklar dolaşıma katıldığında beyin damarlarını tıkayıp felce neden olurlar. Bu nedenle atriyal fibrilasyonu olan hastaların çoğunlukla kan pıhtılaşmasını azaltan ilaç (coumadin) almalarını öneririz (coumadin kullanım kılavuzu için tıklayınız).

 

Supraventriküler taşikardi: Bu taşikardi farklı mekanizmalarla gelişen birkaç çeşit aritminin ortak adıdır. En sık olarak “atriyoventriküler re-entry (AVRT)” ve “atriyoventriküler nodal re-entry (ARNRT)” taşikardileri görülür. Bu aritmiler aniden başlar ve aniden sonlanır; kalp çok hızlı çarpar. Hıza göre bazen fenalık hissi, bayılma olabilir. 

 

Ventriküler taşikardi: Ventriküler taşikardi, karıncıklardan kaynaklanan hızlı ve düzenli bir ritimdir. Kalp dokusu normal elektrik yollarla uyarılmadığından kalp kası gerektiği gibi güçlü ve etkili kasılamaz. Ender olarak sağlıklı ve genç kişilerde görülse de, sıklıkla koroner kalp hastalığı olan ve miyokard infarktüsü (kalp krizi) geçirmiş hastalarda görülür. Ani başlar ve kalp etkili bir şekilde kasılamadığından çoğunlukla kan basıncında düşme, halsizlik ve ardından bayılmaya sebep olur. Gereken müdahale yapılmazsa, ventriküler fibrilasyon denen ve dakikalar içinde ölümle sonuçlanan ölümcül ritme dönüşebilir.

SVT ekg fak aritmi holter

Ventriküler fibrilasyon: Ventriküler fibrilasyon kalp dokusunda gelişigüzel ve çok sayıdaki kaotik elektrik uyarısının yol açtığı bir ritimdir. Kalpte belirgin bir kasılma hareketi olmadığından vücutta kan dolaşımını pratik olarak durmuştur. Yaşamla bağdaşan bir ritm değildir; birkaç dakika içinde elektroşok uygulaması yapılmazsa hasta kaybedilir. Ani ölümlerin çok büyük çoğunluğu ventriküler fibrilasyon nedeniyle gerçekleşmektedir.

 

Aritmisi olan bir hasta karşısında iki önemli sorunun yanıtlanması gerekir;

Aritmi ani ölüm riskine işaret eden bir aritmi çeşidi midir ?

Hastada kalp hastalığı var mıdır ?

Bu iki sorunun da yanıtı hayır ise ekstrasistol başta olmak üzere bir çok aritmi özel bir tedavi önermeyiz.

Atriyal fibrilasyon varlığında hastanın kalp hızını kontrol eden ilaçlara ek olarak, kan pıhtılaşmasını azaltan ilaçlar kullanması gerekebilir. Hastaların çoğunda atriyal fbirilasyonun devam etmesinde sakınca yoktur. Ancak bazı hastalarda, özellikle gençlerde atriyal fibrilasyonu sonlandıran elektroşok tedavisi gerekebilir. Bu hastaların da bir kısmında aritmiyi önleyici ilaç tedavisi öneririz.

Blok ve bradikardilerde çoğu zaman kalp pili takılması gerekir.

Taşikardilerde, özllikle sık tekrarlayan taşikardilerde taşikardiye neden olan kalp dokusunun kateterle yakılması (ablasyon) tedavisi uygulanabilir. Bu tedavi kasık damarından girilerek kalp içine konan bir kateter üzerinden yapılır. Yararı ve riskleri hastaya ve aritminin çeşidine göre değişiklik gösterir. Supraventriküler taşikardilerde (AVRT veya AVNRT) çarpıntı başladığında aniden ve arka arkaya ıkınmak, arka arkaya kuvvetle öksürmek çarpıntıyı bazen sonlandırabilir.

Ani ölüm riski olan aritmilerde otomatik elektroşok cihazı (ICD) takılması gerekir.

 

Prof. Dr. Ali Serdar Fak, www.vivasaglik.com

 

Ani ölüm nedir ?

Farklı tanımları olabilmekle birlikte, genellikle ortada ölüme neden olacak görünür akut bir sağlık sorunu yokken kişinin aniden fenalaşması ve bunu takiben bir saat içinde gerçekleşen ölüm, ani ölüm olarak kabul edilir.

Ani ölümün çeşitli nedenleri olmakla birlikte çoğunlukla kalbe bağlı nedenler söz konusudur. Ani ölümün en sık nedeni ani aritmilerdir. Ventriküler taşikardi ve ventriküler fibrilasyon ani ölüme neden olan en sık aritmilerdir.

Ani ölüm dünyada ve ülkemizde çok sık rastlanan bir durumdur. Avrupa ülkelerinde her yıl yaklaşık 400.000 kişi ani ölümle kaybedilmektedir. Yaşamını ani ölümle kaybedenlerin büyük çoğunluğu yaşlı sayılamayacak kişilerdir ve yine bu kişilerin büyük çoğunluğu “bilinen” herhangi bir sağlık sorunu yokken hayatını ani ölümle karşı karşıya kalmaktadır.

Kalp ve/veya solunum fonksiyonları durakladığında çok kısa sürede kişinin bilinci kaybolur ve birkaç dakika içinde geri dönüşümü olmayan sürece girilir. Oksijensizliğe en dayanıksız organımız beyindir ve kabaca sadece 4-10 dakika içinde oksijensizlikten dolayı beyinde kalıcı hasar gelişir. Süre uzadıkça tedaviye cevap da azalır.

Kalp dışında felç (inme), büyük atardamar hastalıkları (anevrizma rüptürü) ve pulmoner emboli gibi nedenler sıkça rastlanan nedenlerdir.

Kalbe ait nedenler çoğunlukla koroner arter hastalığı zemininde gelişen ani ritim bozukluklarıdır. Sanılanın aksine kalp krizi ani ölümlerin en sık nedeni değildir. Kalp krizi sırasında ani ölüm sık görülmekle birlikte, ani ölümlerin çoğunluğu daha çok altta yatan kronik koroner arter hastalığı zemininde gelişmektedir.

Ani ölüm daha önce bilinen / tanısı konmuş hastalıkları olan hastalarda gerçekleşebileceği gibi, ne yazık ki “bilinen” hiçbir hastalığı olmayan kişilerde de olabilir. Hatta bazı kişilerde ani ölüm koroner arter hastalığının ilk ve talihsiz bir işareti olabilir.

Ani ölüm riskinin yüksek olduğu hastalıklar ve durumlar:

Koroner arter hastalığı: Koroner hastalığının herhangi bir aşamasında ani ölüm olabilir. Ancak daha önce kalp krizi geçirmiş hastalarda, kalp fonksiyonları bozuk kişilerde ve ileri kalp yetmezliği olanlarda ani ölüm riski daha fazladır.

Kalp krizi: Kalp krizinin ilk saatlerinde ani ölüm riski yüksektir. Özellikle kalp krizi işaretleri başladıktan sonra hastaneye / doktora ulaşana kadar geçen kısa süre içinde ritim bozukluklarına (ventriküler fibrilasyon) bağlı ani ölümler sıkça görülür.

Kardiyomiyopatiler: Bazı genetik kalp kası hastalıklarında ani ölüme neden olabilecek ritim bozukluklarına yatkınlık vardır. Bu hastalıklar sıklıkla aileseldir ve çoğunlukla çocuklukta veya genç erişkin çağda ortaya çıkarlar. Bu hastalıklar arasında “uzun QT sendromu, aritmojenik sağ ventrikül kardiyomiyopatisi, hipertrofik kardiyomiyopati, dilate kardiyomiyopati ve Brugada sendromu” sayılabilir.

Ani ölüm riski tahmin edilebilir mi ?

Bugün için ani ölüm riskini eksiksiz ve doğru olarak belirleyecek kesin bir yöntem ne yazık ki yoktur. Daha önce ani ölüm tehlikesi (kardiyak arrest) atlatmış kişilerde önlem alınmadığı takdirde ani ölüm riski çok yüksektir.

Genetik geçişli / doğumsal kalp kası hastalıklarında ailede ani ölüm varlığı ve bayılma ataklarının yaşanması en önemli risk işaretlerindendir.

Koroner arter hastalığında kalbin kasılma gücü (ejeksiyon fraksiyonu) azaldıkça ani ölüm riski artar. Daha önce bayılma atağı olan veya yaşamsal aritmi atakları saptanan kişilerde de ani ölüm riski yüksektir.

Ancak hiçbir tetkik bugün için ani ölüm riskini belirlemekte tek başına yeterli değildir.

Hekimler hastaların yaşı, aile öyküsü, altta yatan kalp hastalığının çeşidi ve ciddiyeti ile birlikte bir dizi tetkik sonucunda ani ölüm riskini belirleyebilir.

Ani ölüm tedavisi nasıldır ?

Ani ölüm gerçekleştiğinde yapılacak tek şey “kardiyopulmoner resüsitasyon” dur. Bu tedavi hekimler, sağlık personeli ve bu konuda uygun eğitim almış kişiler tarafından yapılabilir. Ancak hastane dışında gerçekleşmiş ani ölüm olgularına, müdahale edilse bile kişinin yaşamda kalma şansı ne yazık ki çok düşüktür. Uygar toplumlarda her bireyin ani ölüme karşı ilk yardım eğitimi alması önerilmektedir.

Ani ölüm önlenebilir mi ?

Bugün için koroner arter hastalığı riskini ve şiddetini azaltan bazı ilaçların ani ölüm de dahil olmak üzere genelde ölüm riskini azalttığı bilinmektedir. Ritim bozukluklarına karşı kullanılan ilaçların (antiaritmik ilaçlar) bazılarının doğumsal aritmik hastalıkların bazılarında yararı vardır.

Bunun dışında daha önce ani ölüm atağı yaşamış ve atlatmış kişiler veya ani ölüm riski yüksek olduğu düşünülen kişiler için ani ölüm tehlikesine karşı özel cihazlar (vücuda yerleştirilebilen otomatik kardiyovertör-defibrilatör cihazı; implantable cardioverter-defibrilatör; ICD) mevcuttur. Bu cihazlar küçük bir operasyonla vücuda yerleştirilir ve kalp ritmini aralıksız olarak izlerler. Ani ölüme neden olacak ritim bozukluğu geliştiğinde, bu ritim bozukluğunu anında algılar ve uygun tedaviyi verirler.

Prof. Dr. Ali Serdar Fak, www.vivasaglik.com

 

Sınırlı Sorumluluk Beyanı : Sitemizin içeriği ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Bilgiler hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Site bilgilerine dayanarak tanı ve tedavinin yönlendirilmesi önerilmez. Sitede ilgili yasa içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı yoktur.

Copyright © Tüm Hakları Saklıdır.